Allah rızası için sevmek ne güzeldir! Maddiyatın insanların çoğunu tükettiği bir dönemde Allah için sevmek. Birçok insanın kalbi dünyevî şeylerle doluyken, Allah için sevmek. İnsanların daha çok dünyevi ve maddi çıkarlar uğruna bir araya geldikleri bir zamanda Allah rızası için sevmek. Çeşit çeşit hizipler, gruplar, akımlar ve yönler ortaya çıktığında, yani sevgi ve dostluk sadece bir grup veya partiye aidiyet temelinde tecelli ettiğinde, Yüce Allah rızası için sevmek. Saydıklarımız gerçekten bir felakettir ve bu nedenle diyoruz ki:
إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
«Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, «Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz» derler.»
Kur’an-ı Kerim, Bakara, 2:156.
Allah aşkı nedir? Allah’ta aşk (el-hubbu fillah) – bir kişiyi yalnızca Yüce Yaradanın rızası için sevdiğinizde. Onu bu dünyayla ilgili herhangi bir çıkar için değil, onun kökeni ya da asaleti için değil, onun parası ya da mülkü için ya da onun konumu ya da pozisyonu için ya da dünyevi kazançtan ya da onun senin kavmin olmandan ya da senin partinin ya da grubunun bir üyesi olmasından dolayı sevmiyorsun. Onu seviyorsun çünkü o Allah’ı seviyor. Onu seviyorsun çünkü o Allah’ın Resülünü seviyor ve Allah’ın sevdiği her şeyi seviyor. O, Allah’ın sevdiği insanları seviyor. O, islam’ın nitelikleriyle süslenmiş insanları seviyor. O, islam’ın belirlediği iyiliğe ve nezaket normlarına sadık olan insanları seviyor. Başkalarına iyilik öğreten insanları seviyor. O, etrafındakileri iyiliğe çağırmayı ve onları kınanmaktan alıkoymayı insanlara öğretir. İşte bu Allah aşkıdır. Bu aşkın ne güzel meyveleri, ne çok övülecek sonuçları var! Birincisi, Allah rızası için sevmek, insanın kalbinde tarifsiz bir tatlılık hissi verir. Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurduğu gibi, müminlerin kalplerinde hissettikleri bir tatlılık verir:
ثَلاثٌ مَنْ كُنَّ فيه وَجَدَ بِهِنَّ حَلَاوَةَ الْإِيمانِ وطَعْمَه: أَنْ يَكون اللهُ عَزَّ وجَلَّ ورَسُولُه أَحَبَّ إِلَيه مِما سِواهما، وأَن يُحِبَّ فِي اللهِ وأَن يُبْغِضَ في اللهِ، وأن تُوقَدَ نارٌ عَظِيمَةٌ فَيَقَعَ فيها أَحَبُّ إليه مِن أَن يُشْرِكَ بِاللهِ شَيئًا
«Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka) herkesden fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.»
Buhari (16), Müslim (43), en-Nesai (4987) rivayet etmiştir.
Hz. Muhammed aleyhiselam derki:
من سرَّه أن يجِدَ حلاوةَ الإيمانِ فليُحبَّ المرءَ لا يُحِبُّه إلَّا للهِ
«Kim imanın tatlılığını kalbinde hissetmek istiyorsa, başkasını ancak Allah için sevsin.»
Ahmad (7967), at-Tayalisi (2617) tarafından rivayet edilmişrie el-Albani, «Sahih al-Cami» de onu iyi olarak nitelendirdi.» (6288).
Bu sevginin ikinci meyvesi ise, birbirimizi Allah için sevdiğimiz zaman, İslam’ın bağlarının sağlamlaşmasıdır. Al-Bara ibn Azib, Allah ondan razı olsun anlattığına göre, bir gün Hz. Peygamber Efendimiz aleyhiselam ile otururken sormuş:
أيُّ عُرَى الإسلامِ أوْثَقُ
«İslâm’ın bağlarından hangisi en sağlamdır?» Orada bulunanlardan biri: «Namaz» die cevap vermiş».
قال: حسنةُ ؛ وما هيَ بِها
«Namaz iyidir ama bizim bahsettiğimiz bu değil» dedi. Bir başkası, «Ramazanda oruç tutmak» dedi.
قال: حَسَنٌ ؛ وما هو بهِ
«Güzel, ama konu bu değil.» «Hac», «Allah yolunda gayret» – insanlar amelleri saymaya başladılar.
قال: حَسَنٌ وما هو بهِ
«Bunlar iyidir ama konumuz bu değil.» Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
إِنَّ أوْثَقَ عُرَى الإيمانِ أنْ تُحِبَّ في اللهِ ، وتُبْغِضَ في اللهِ
«İman bağlarının en sağlamı Allah için sevmen ve Allah için buğzetmendir.»
Ahmed 18524, at-Tayalisi 783 rivayet etti. Şeyh el-Albani hadisleri iyi olarak nitelendirdi. Bkz. Sahih-i Tergib, 3030.
Ve bu harika meyvelerin üçüncüsü de, insanın Allah rızası için insanlara olan sevgisinin, imanı kemale erdirmesidir. Bu, imanınızın eksiksiz ve mükemmel olduğunun bir işaretidir. Hz. Peygamber aleyhiselam buyurur:
مَن أحَبَّ للهِ، وأبْغَضَ للهِ، وأَعْطى للهِ، ومَنَعَ للهِ، فقد اسْتَكْمَلَ الإيمانَ
«Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir ve Allah için mahrum bırakırsa, imanını kemale erdirmiştir.»
Hadisi Ebu Davud (4681), Taberani (7613) rivayet etmiş, el-Albani sahihliğini «Sahih al-Cami»de tasdik etmiştir. (5965).
Bugün, birimizin diğerini Allah rızası için sevmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda yaşıyoruz. Kardeşine bir şey veriyorsan veya ona yardım ediyorsan, bunukonumu ya da milliyeti nedeniyle yapma. Bir Müslümana yardım ettiğinizde, bunun sadece Yüce Allah’ın rızası için olması için çaba gösterin. Çünkü gerçek Müslüman doğrucu Müslümandır. Dünyanın doğusunda veya batısında şu anda ızdırap çeken bir Müslüman kardeşi olduğunu bilse, onunla birlikte ızdırap çekmeye başlar. Doğuda veya Batıda şu anda sevinen bir Müslüman olduğunu biliyorsa, o zaman onunla sevinir. Peki bugün kim sadece Allah rızası için veriyor? Bir insan bir şeyden vazgeçince bu gerçekten Allah rızası için midir? Eğer mahrum bırakırsa Allah rızası için mi? Oysa mümin imanından dolayı mümine verir, mümine yardım eder.
Ve bu güzel ve harikulade meyvelerin dördüncüsü de, Allah için olan sevginin cennete giden yol olmasıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِه لا تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤمِنُوا ولا تُؤْمِنُوا حَتى تَحَابُّوا
«Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.»
Hadisi Ebu Davud (5193), Tirmizi (2688), İbn Mace (68) rivayet etmiş, el-Albani sahihliğini Sahih-i Cami’de tasdik etmiştir.» (7081).
Ve bir gün Hz. Peygamber aleyhiselam insanlara dönerek:
أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِرِجَالِكُمْ في الجنَّةِ؟ قُلْنا: بَلَى يا رَسولَ اللهِ! قال: النَّبيُّ في الجنةِ، والصِّدِّيقُ في الجنَّةِ، والرَجُلُ يَزُورُ أَخَاه في نَاحِيَةِ المِصْرِ لا يَزُورُه إِلَّا لله في الجنَّةِ
«İçinizden cennete girecek olanlarınızı size haber vereyim mi?» «Evet, tabii ya Resulullah» dedik. «Cennete Peygamber, sıddık ve yurdun ücra bir yerindeki kardeşini sadece Allah rızası için ziyaret eden kimse girecektir.»
Taberani (2/206), el-Heysamî (8/177) rivayet etmiş, el-Albani Sahih-i targib’de onu güzel olarak nitelendirmiştir.» (2580).
Yüce Allah rızası için sevmek cennete giden yoldur ve Peygamber aleyhiselam buna işaret etmiştir.
Ve bu harika meyvelerin beşincisi – birbirinizi Yüce Allah için severseniz, O da sizi sevecektir. Bu hepimiz için ne güzel bir haber! Yüce Allah’ın sevgisinden başka bir insanın neye ihtiyacı olabilir?! Muaz ibn Cebel (Allah ondan razı olsun) dedi ki: «Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim:
قال اللهُ تَبَارَكَ وتَعَالى : وَجَبَتْ مَحَبَّتِي لِلْمُتَحَابِّينَ فِيَّ ، ولِلْمُتَجَالِسِينَ فِيَّ ، ولِلْمُتَزَاوِرِينَ فِيَّ، ولِلْمُتَبَاذِلِينَ فِيَّ
«Allah (c.c.) buyurur: «Benim için birbirlerini sevenlere mutlaka sevgimi veririm. Onlar benim için iletişim kurarlar, dost olurlar, benim için birbirlerini ziyaret ederler, benim için birbirlerine yardım ederler, benim rızam için mallarıyala paylaşırlar, ve benim rızam için başka şeyler yaparlar.»
Hadisi Ahmad (22030), Malik (2/953) rivayet etmiş, el-Albani doğruluğunu «Sahih-i targib»de tasdik etmiştir. (2581).
Ve Yüce Allah için sevginin altıncı meyvesi şudur: Kıyamet günü, insanlar mezarlarından yükselip kabir yerlerinden çıkacaklar, kalabalık ve ezilme olduğunda, çok ter döküldüğünde, korku ve endişe olduğunda, başlarının üzerinde dayanılmaz bir güneş olduğunda, Yüce Allah için birbirlerini sevenler tahtının gölgesinde olacaklardır. Ve bu, o korkunç günde, O’nun gölgesinden başka gölgenin olmayacağı gündür. Hz. Peygamber aleyhiselam, bunu şu sözlerle bildirmiştir:
إنَّ اللَّهَ يَقُولُ يَوْمَ القِيَامَةِ: أَيْنَ المُتَحَابُّونَ بِجَلَالِي، اليومَ أُظِلُّهُمْ فِي ظِلِّي. يومَ لا ظِلَّ إلَّا ظِلِّي
«Nitekim Cenâb-ı Hak kıyamet gününde şöyle buyuracaktır: «Nerede Benim rızam için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bu günde onları gölgelendireceğim.»
Rivayeten Müslim (2566).
Yüce Allah rızası için sevginin yedinci meyvesi – birbirlerini dünyevi hayatta Yüce Allah rızası için seven insanlar, kıyamet gününde nurdan kaideler (tepeler) üzerinde duracaklar. Peygamber Efendimizaleyhiselam, dedi:
قالَ اللَّهُ عزَّ وجَلَّ: المُتَحَابُّونَ في جَلَالِي لَهُمْ مَنَابِرُ مِن نُورٍ يَغْبِطُهُمُ النَّبيُّونَ والشُّهداءَ
«Yüce Allah şöyle buyurmuştur: «Benim rızâm uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin ve şehidlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır.»
Tirmizî (2390), Ahmad (22080) tarafından rivayet edilmiş el-Albani, sahihliğini Sahihü’l-Câmi’de tasdik etmiştir.» (4312).
Ve Peygamber (sallalahu aleyhi ve sellem) Yüce Allah rızası için sevginin bir başka önemli meyvesinden de bahsetti. Bunun ne tür bir meyve olduğunu biliyor musunuz? Kıyamet gününde insanlar korkuya kapılıp akıl almaz bir üzüntüye boğulacakları zaman, birbirlerini Yüce Allah için sevenler bu korkudan ve bu üzüntüden kurtulacaktır. Hz. Peygamber aleyhiselem buyururyor ki:
إنَّ مِنْ عِبَادِ اللهِ عِبَادًا لَيْسُوا بِأَنْبِيَاءَ يَغْبِطُهُمُ الْأَنْبِيَاءُ والشُّهَدَاءُ قيل: مَن هُمْ لَعَلَّنا نُحِبُّهم؟ قال: هُم قَوْمٌ تَحَابُّوا بِنُورِ اللهِ مِن غَيْرِ أَرْحَامٍ ولا انْتِسَابٍ، وُجُوهُهم نورٌ، عَلى مَنَابِرَ مِن نورٍ لَا يَخَافُونَ إِذَا خَافَ النَّاسُ ولا يَحْزَنُونَ إِذَا حَزِنَ النَّاسُ ثمَّ قرَأ
«Muhakkak ki Allah’ın kulları arasında peygamber olmayanlar vardır ki, peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler. İnsanlar, «Onlar kim?» dediler. O da şöyle cevap verdi: «Bunlar, herhangi bir akrabalık ve köken birliği olmaksızın, Allah’ın nuru için birbirlerini seven insanlardır. Yüzleri nurlu, nurdan minberlerde (tepelerde) duracaklar, insanlar korktuklarında onlar korkmayacaklar, insanlar üzüldüğünde onlar üzülmeyecekler. Ve sonra bu kelimeleri dile getirdi:
أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
«Allah’ın evliyası için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler.»
İbn Hibban (573), ibn Kesir (4/214) tarafından anlatılan el-Albani, Sahih at-targhib’de gerçekliğini doğruladı.» (3023).
Allah’ın Kitabını okuyun! Rabbimiz kitabında bunun en büyük örneğini anlatmaktadır. Yüce Allah rızası için gerçek sevginin ne olması gerektiğine bir örnek. Yüce Allah’ın Ensar ve Muhacir sevgisi ile ilgili sözlerini kastediyorum. Muhacirler, her şeyi geride bırakarak Mekke’den Medine’ye hicret eden kimselerdir. Allah rızası için evlerini, vatanlarını, mallarını terk ettiler. Cenâb-ı Hakk rızası için, dinlerini muhafaza için şehirlerini terk edip Medine’ye gittiler. Ensar ise İslam’ı kabul eden ve evlerinde Muhacirlerle karşılaşan ve onları sıcak bir şekilde karşılayan halktır ki, insanlar bunun hakkında hala en büyük örnek olarak söz etmektedirler.
Cenab-ı Hak Ensar hakkında böyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ تَبَوَّءُوا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
«Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar; ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır.»
Kur’an-ı Kerim, Haşr, 59:9.
Ensar, muhacir kardeşlerine böyle davranıyordu. Ve bu sözde değil, fiilde gerçek aşktı. Ensarlar nasıl davranırlardı? Ensardan biri Muhacire: «Bu benim malım, yarısı senin. Burası benim evim, evin yarısı senin.» Bugün hangimiz malımızın yarısını Allah rızası için sevdiği kardeşine vererek bölüşebilir? Hangimiz Allah rızası için sevdiği kardeşine evin yarısını verebilir? Ensar’ın Muhacirlere yaptığı gibi, hangimiz Müslüman kardeşine davranabilir? Cevap: «sadece Allah’ın rahmet ettiği kimseler, ve onlar pek azdır.»
Son yorumlar